top of page

Aklımı Seveyim Aklımı

  • Yazarın fotoğrafı: Atilla ATEŞOĞLU
    Atilla ATEŞOĞLU
  • 4 gün önce
  • 4 dakikada okunur

Galatasaray’ın her kaybettiği maçtan sonra taraftarın “Okaaaaan” sitemi ne kadar da tuhaf değil mi? 3 sene üst üste şampiyonluk ve üstüne üstlük 20 küsur yıl maç kazanamadığın rakibinin sahasını panayıra çevirmişken, nedir bu? Her maç olabilir ama 8 eksik ile çıkılan USG maçında alınan mağlubiyetin ardından da Okan Buruk eleştirilmez herhalde diyorsanız yanılıyorsunuz. Gelin birlikte bakalım şu maça.


Evet, kadro sıkıntısı açık. 8 eksik, yedek kulübesi PAF takımı. Saha içinde performansı ile ızdırap çeken ve çektiren oyuncular biliyorlar ki sakatlanmadıkça çıkmayacaklar. İlk 11 için de yedek oyuncular için de opsiyon yokken Okan Buruk’un suçu ne peki?


Maçın kırılma noktası dakika 52’de gerçekleşiyor. 57’de maçın tek golünü atacak olan USG’li David, 52. dakikada sarı kartı var iken gidip bam diye kaleci Uğurcan’ın ayağına basıyor. 90. dakikada kargaşanın ortasında Galatasaraylı Arda’nın ayağa basmasını görüp ikinci sarıdan onu oyundan atan hakem ile önünde hiçbir engel yokken hizadan olayı izleyen yardımcı hakem de sahanın ortasında Altı Nokta Körler Derneğinin gönüllü elçiliğini yapıyor ve maçın içine ediyor.


Peki ya sahadaki hakemlerin bu hayasızca hatasında Okan Buruk’un suçu ne? Ne yapsın adam? Ne mi yapsın? Kıyameti koparsın kıyameti! Her maç tabletin önünde, bütün pozisyonların tekrarını izliyorsun. Böylesine zor şartlarda tam anlamıyla maçta acı çekerken rakibin 10 kişi kalmasını gerektiren bir pozisyon var, altın tepsi ile maç önüne gelmiş, yıksana ortalığı. Al tabletini gir sahaya hakeme uzat ya da kenarda çıldır elinle gel buraya diye işaret et. Gelip senin tabletini izleyeceğinden değil. Gelsin sarı kart göstersin. Yetinme. Kendini attırana kadar uğraş. Tablette görüntüyü hakemin gözüne daya. Kırmızıyı göstermedi mi, git bu sefer yardımcının yanına, ona musallat ol. Hakemler desin ki “sıçtık maçın içine, eyvah”.


Bunu kimden mi beklersin? Lider adamdan. Kimden mi beklemezsin? Mourinho burnunu sıkınca dönüp bir tane de ona vurmaya cesaret edemeyen ya da iki elini açıp kameralara zavallıya bakın neler yapıyor deyip küçümseyici bir bakış atamayan, onun yerine kendini yere atıp yerde dövünen birinden beklemezsin.


Peki Okan Buruk’un dünkü maçta hakem ile ilişkisine dair ne hatırlıyorsunuz? Sarı kart beklediği pozisyonlarda dördüncü hakeme gidip hiçbir faydası olmayacak şekilde “no card ha! no card!” demesini mi hatırlıyorsunuz yoksa golü bulduktan sonra sakatlık numarası için kendini yere atan topçuya tepki gösterdi diye sarı kart yiyeceği sırada kulübede kendine kaçacak yer arayıp kulübede uzak köşeye oturup sinen halini mi? İkisini de unutun. Hele sarı kart göreceğini anlayıp kulübede köşeye kaçan profil. Utanç verici. Yahu sarı kartı yiyeceksin zaten tepkini dile getirsene. İngilizce de biliyorsun, İtalyanca da. Dibine gelmiş hakemin kulağına eğil ve kör müsün sen o basmayı nasıl görmezsin de. Korkakça sarı kart göreceğine delikanlıca kırmızı kart gör.


Takımını yalnız bırakmak mı istemiyorsun? Bak takımını öyle bir maç falan değil 9 maç yalnız bırakan adamın unvanında imparator yazıyor. Hem de öyle eften püften hareketlerle atılmıyor. Alıyor topu yere vuruyor, hakeme küfrediyor. Maçtan çıkıyor, hakeme küfrettiğini de kameraların önünde söylüyor. Peki ne oluyor? O sezon 2 ayrı maçta kendini attıran Fatih Terim ile Galatasaray Orduspor’u 2-0 ‘dan 4-2; Mersin İdman Yurdu’nu da 1-0’dan 3-1 yeniyor ve sezon sonunda takımını şampiyon yapıyor.


Okan gitsin Terim gelsin derdinde değilim. Okan artık Avrupa’da meyve veremiyorsa gitsin tabi ki ama derdim o gitsin bu gelsin değil. Önünde sahaya etki anlamında böyle bir rol model varken neden biraz ders çıkarmazsın be adam!


Bu adam ki, hazırlık maçı bile olsa Arsenal ile oynanan Emirates Cup’ta pozisyonu cep telefonundan dördüncü hakeme izletip VAR’ı bulan adam. Âlim değilse de ariftir. O kumaş sende yoksa bile en azından taklit et. İnan senden başka kimsenin gülmediği zorlama esprilerinin yarattığı imajdan çok daha parlak olacaktır bu halin.


İyi bir hocanın oyuna etkisini atlattım ama iş sadece hoca ile de bitmiyor. Akıllı bir futbolcunun sadece oyuna değil hakeme ve takım arkadaşlarına etkisi de yadsınamaz. Çok uzağa gitmeyelim daha geçen hafta Gençlerbirliği maçında geriye düşmüşken arkadaşlarını uykudan uyandıran, yerde sakatlık numarası ile yatan oyuncunun başına gidip hırgür çıkararak arkadaşlarını kavgaya yani mücadeleye çağıran Kazımcan değil miydi?


Daha da iyi bir örnek için 2022’ye gidelim. Burak Yılmaz’ın penaltı kaçırarak Dünya Kupası şansımızı tükettiği maçtaki penaltı pozisyonunu hatırlayın. Darbeyi alan Enes kendini acı içinde bağırarak yere bıraktı ve sonra arkadaşlarına bağırıp el kol hareketleri ile topu dışarı atmalarını istedi. Pozisyon penaltı nasılsa atın dışarı da hakem gitsin baksın versin penaltıyı dedi. Bu sayede de hakemi müthiş bir baskı altına aldı, sonra da istediğini. Çünkü akıllı adam. Bu adam kitap okuma tutkusu ile tanınıyor. Sakatlıklar her ne kadar ona pek fırsat vermese de o aklını kullandı ve dört büyüklere gidip kavganın ortasında yer almaktansa Avrupa’nın dev liglerinde kendine yer buldu. Dedik ya kafası çalışıyor. Peki her futbolcunun kafası bu kadar çalışmak zorunda mı? Değil. Ama hocasınınki çalışmak zorunda.


Nasıl ki instagramında siyah ekran paylaşıp antrenmanlara çıkmayan Barış Alper Yılmaz ile Galatasaray taraftarının ilişkisi profesyoneldir. İyi oynarsa alkışlayıp kötü oynadığında ise büyük bir keyifle onu ıslıklarsa; küçük kardeşin Emre ile birlikte yetiştiğin kulübe para kazandırmadan İnter’e gidişinin ardından seninle olan ilişkimiz de bu düzeydedir. İyi sonuçlar alırsan başarını takdir ederiz, kötü sonuçlar alırsan ise bizde hatır kredin yoktur.


İşte bunlar yüzünden hiçbir zaman bir kumandan olamayacaksın Okan Buruk. Büyük maçlarda rakibe göre oynadığın oyun ile iyi bir taktisyen olabilirsin ama bu seni asla bir lider yapmaz ancak çok iyi bir ikinci adam olabilirsin. Birinci adamın sana saygı duyup söylediklerini değerlendirdiği bir ortamda da çok meyve verirsin. Ama ordusunun en önünde yiğit bir komutan edası anlaşılıyor ki ne kadar zaman geçerse geçsin sana nasip olmayacak.


Şimdi o pozisyonda ortalığı yıkmak için kullanmadığın ellerini aç ve Yaradan’a dua et; bu kötü averaj bizde varken, ufukta ikisi deplasman biri sert takıma karşı iç saha fikstüründen en az bir puan alalım da, 9 puan ile ilk 24 dışı kalıp seni adadan düğünlerde fotoğraf çektirdiğini Acun kankanın yanına göndermeyelim.

Yorumlar


bottom of page