top of page

Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte!

  • 22 Ara 2025
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Ara 2025

Sene bitiyor. Dünyada, muasır medeniyetler seviyesini ayaklarının altına almış ülkelerde; noel pazarları kuruldu, yılbaşı eğlenceleri planlanıyor ve insanlar ışıltılı manzaraların tadını çıkarıyor. Bizde ise gündem: Acaba asgari ücret ne kadar olacak?


2 sene önce de asgari ücrete dair bir yazı yazmıştım. O yazının girişi de bununki de aynı şekilde. Ülkenin gerçekleri değişmedikçe de giriş paragrafları böyle kalacak.


Asgari ücret için herkesin bir tahmini var, bizim de var tabii. Kısaca kritik verilerden bahseder, tahminde bulunuruz. Peki marifet asgari ücreti bilmekte mi? Onu üç aşağı beş yukarı herkes yapıyor zaten. Biz ne yapalım biliyor musunuz; asgari ücret tahmininin ardından, asgari ücretin son 25 yıldaki seceresini çıkarıp mevcut ekonomik gerçeklere göre asgari ücrete bir reçete yazalım.


Kısa ve sloganlar atan bir yazı okumuyorsunuz. Uzun ve veriye dayanan bir analizin içerisindesiniz. Sabırlı bir okur olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.


Asgari ücret için kritik verileri sıralayalım.


Şimdi bu verilere göre olası asgari ücret seviyelerine yer verelim.

 

Şimdi bu rakamlardan bazılarını mevcut ekonomik gerçeklere göre eleyelim. Mehmet Şimşek birkaç yıldır enflasyonu kontrol altına almak için, geçmiş değil gelecek yıl enflasyonunu baz alarak ücret artışlarını gerçekleştirmeliyiz diyor. Buna karşın enflasyon halen %30’larda iken, enflasyon hedef tahminleri bu kadar sapıyorken ve asgari ücrete yılda bir kez zam yapılıyorken; hedeflenen enflasyon diye %16 zam vermek, “yemez”.


Çalışanları ezdirmiyoruz denilip her sene bir iki ay da olsa asgari ücretin açlık sınırının üzerinde olması sağlanırdı ama bu sene deniz bitti. 2026’da hiçbir asgari ücretli açlık sınırının üzerinde olmanın keyfini (!) süremeyecek. O yüzden bu zam oranı ihtimalinin de üzerini çizelim.


Asgari ücretin dolar karşılığını da bir kenara çekip “sen dolarla mı alışveriş yapıyorsun, sana ne dolardan kaç olursa olsun” cehaleti ile onu da sadece ülkeler arası karşılaştırmada kullanılan bir değer olarak kaderine terk edelim.


Elimizde kaldı iki değer. Biri devletin kendi gelirlerine uyguladığı zam oranı olan yeniden değerleme oranı: %25. Diğeri geçen yıldan bugüne halkın cebindeki paranın erime katsayısı, TÜFE oranı: %31. Asgari ücret zammının bu ikisinin arasında olacağı mutlak. İkisinin ortalaması %28. Bu şekilde oluşan rakam da 28.293 TL. Piyasanın da beklentisi şu an 28.000-28.500 bandında bir rakam olduğu için piyasa beklentileri ile de uyumlu. Tahmin olarak biz de küsuratlı şekilde 28.293 TL diyelim ki inandırıcılığı yüksek olsun.


Peki asgari ücret ne kadar yüksek olursa o kadar refah içinde mi yaşar çalışanlar? Bunun cevabını vermek için gelin son 25 yılın asgari ücretlerini ve asgari ücretin belirlendiği dönemdeki açlık sınırlarını karşılaştıralım. 



Tabloyu yorumlayabilmek için oluşan oranlar çerçevesinde son 25 yılı üçe bölelim.


2002-2003 Dönemi; sokak röportajlarındaki ihtiyar heyetinin “siz bilmezsiniz kızım eskileri, Tayyip’ten önce yiyecek yemek bulamazdık” diye andığı yokluk yılları,


2004-2015 Dönemi; gençlerin geleceğe umutla baktığı, herkesin evini aldığı, vizyonu olanların her sene en az bir kere yurtdışına çıktığı Ak Parti’nin altın yılları,


2016-2025 Dönemi; seçimlerde muhalefetin baskısının ensede hissedilip muhalefet ile asgari ücret zam yarışına girilen, dördüncü element olarak tahtadan iktisat teorileri icat edilen, kim ne veriyorsa 5 fazlasını veriyorum yeter ki beni seçin denilerek insanların 40 yaşında emekli edildiği kayıp yıllar.


Bu üç dönemdeki asgari ücretin açlık sınırına oranı ortalamalarına bir göz atalım. 2002-2003 döneminde bu oran %56 iken, 2004-2015 döneminde %73, 2016-2025 döneminde ise %111.


Tablonun bize gösterdiği çok net bir şey var. Asgari ücrette anahtar kelime optimizasyon. Asgari ücreti açlık sınırının yarısına düşürürseniz insanlar sizden sonra gelen iktidarlar ne kadar kötü duruma düşse de sizi bir alternatif olarak düşünmüyor. Eğer kendi ödemediğiniz asgari ücreti seçim kazanmak için işverene yüksek meblağlardan ödetirseniz de bu size enflasyon ve işsizlik olarak geri dönüyor. Açlık sınırının üzerinde asgari ücret belirliyorsunuz ama kimsenin karnı doymuyor.


Peki ekonominin iyi olması için illaki asgari ücretli açlık sınırının %75’i kadar mı ücret almalı yani bu sonuç mu çıkıyor ortaya? Her ekonominin bir haddi var. Türk ekonomisi için bu oran 2002 öncesinde %50. 2002 sonrası sağlanan mali disiplin ile bu oran %75’e çıkıyor. %75’e çıkarken de bırakın enflasyona sebep olmayı, aksine yıllardır enflasyonda hayal edilen %10 seviyesinin altına düşülüyor. Çünkü asgari ücretteki o artış sağlanan ekonomik gelişmenin faydalarının çalışanlara dağılımına karşılık geliyor.


Daha sonrasında ülke orta gelir tuzağı seviyesine dayandığında, onu buradan kurtaracak yapısal reformlar gerçekleştirilmemiş, AB’ye giriş hikayesi son bulmuş, demokratikleşmede ters yöne direksiyon kırılmış, genç nüfus yaşlanmış. Nihayetinde ise ülke zincirlerini kıramamış ve patinaj yapıp durmuş. Ülke ekonomisi gelişmiyorken yapılan asgari ücret zamları ise hem işveren tarafından fiyatlara yansıtılarak enflasyon olarak dönmüş hem de piyasa koşullarına göre yüksek belirlenen tutarlar işten çıkarmalara ya da kayıt dışı göçmen çalıştırmaya sebep olmuş.


Bu sene yapılacak zam ile asgari ücretin açlık sınırına oranı da tekrar düşüş trendine girerek %95’lere düşecek. Enflasyonu %10’un altına çekebilmek için seneye belki de daha da aşağılara. Çünkü bu ülkenin mevcut ekonomisi çalışanlarını ancak bu kadar besleyebilir.


Mevcut iktidar katma değerli üretimi teşvik etmedikçe; finansal kaynakları üretim yapan, ihracat gerçekleştiren ve argeye önem firmalar için kullanmadıkça, bunları gerçekleştirmeyen iktidarı halk değiştirmedikçe, ülkenin sermaye sahipleri de dönüp dolaşıp müteahhitlik peşinde koştukça; asgari ücrette reçete: Bu kadar ekmeğe, bu kadar köfte.

Yorumlar


bottom of page